SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SESİNİ DUYUN

Son günlerde kamuoyu gündemini meşgul eden Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN ve Gazeteci Sedef KABAŞ arasında hakaret ve/veya hakaret iddiası olayı yaşanmıştır. Yetkili organların olaya süratle müdahele etmesi ve Gazeteci Sedef KABAŞ’ın tutuklanarak olayın Yargıya intikal etmesiyle sonuçlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin seçilmiş Cumhurbaşkanı’na ve makamına yapılacak hakaretler kabul edilemeyeceği gibi, kişi hak ve hürriyetlerinin sınırları aşılmadan yapılacak eleştirilerinde ülkemizi daha da ileri taşıyacağı kesindir. Konunun Yüce Türk Yargısı’na taşınması sebebiyle Sağlık ve Sosyal Hizmet Kamu Görevlileri Birliği Sendikası olarak olaya taraf olmak veya yorum yapmak kesinlikle söz konusu değildir. Karar Yüce Türk Yargısı’ndadır.
Amacımız bahsi geçen bu sevimsiz örneğin hemen hemen her gün Sağlık Kuruluşları’nda hakareti de aşarak darp,yaralanma hatta ölümle vuku bulduğunun bilinmesidir.Daha da korkunç olanı yaşanan şiddet olaylarının artık sıradan normalleşmiş bir hal almasıdır.Bu olayların bir kısmı yargıya intikal etmiş bir kısmıda sadece yaşanmışlığı ile kalmıştır. Her gün sağlık kurum ve kuruluşlarında şahit olduğu hakaret veya şiddet olayları Sağlık Çalışanları’nın moral ve motivasyonunu negatif yönde etkilemiştir. Doğru orantılı olarak sunmuş olduğu sağlık hizmetinin verimliliği ve kalitesi de negatif yönde ivme kazanmıştır.
Daha öncesinde de dile getirdiğimiz gibi Sağlık Hizmeti ihtiyaçlarını en verimli ve yüksek kalitede karşılayamayan halkımız ile psikolojik olarak tükenen Sağlık Çalışanları karşı karşıya bırakılmıştır. Bu durum yetmezmiş gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin;Devletin vatandaşlarının sosyal ve ekonomik refah düzeyini en üst seviyede tutmak ilkesi gereği yapmış olduğu iyileştirmeleri, süslü afişlerle “Kazanım sağladık”diye pazarlayanlar,Toplumun genelinde Sağlık Çalışanlarının yüksek kazançla kalitesiz hizmet verdiği yanılgısına düşmesini sağlamıştır.Böylelikle çalışanların ve toplumun sinir uçları daha da keskinleşerek şiddet olaylarını iyice körüklemiştir.Bırakın kazanım sağlamayı omuz omuza mücadele veren iki Sağlık Çalışanı arasındaki döner sermaye adaletsizliğini yetkililere doğru dürüst ifade edemeyerek çalışanları kendi arasında ayrıştırmışlardır.Kendi menfaatlerinin temsiliyetinin peşine düşen bu zihniyet,Devletin Memuru’na verdiği sendika destek ücretini kendilerine koruma kalkanı yapmak yoluna bile gitmişlerdir.Yüce Türk Yargısı bu kararın yürütmesini durdurarak vicdanları rahatlatmıştır.Halkın sağlığı uğruna gerektiğinde canını ortaya koyan Sağlık Çalışanlarının fikir,düşünce ve temsil haklarına fiyat biçmek,yetkili sendikaların Sağlık Çalışanlarının sorunlarına ne kadar uzak olduğunun en büyük göstergesidir. Uzak oldukları bir diğer konuda Sağlık Çalışanlarının temsil gücünün kendi ellerinde olduğunun bilincinde olmasıdır.